Furkan Tunçdemir - 1 Temmuz 2026
Mahkeme: Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Esas: 2025/154
Van’ın Özalp ilçesine bağlı Dönerdere kırsalında 28 Aralık 2024’te sınırda görevli askerlerin bulunduğu araçtan açılan ateş sonucu dört çocuk babası Seyithan Durdu hayatını kaybetti. Olayla ilgili yürütülen soruşturmada ateş ettiği tespit edilen Üsteğmen Yiğithan Adalı tutuklandı, ancak avukatlarının itirazı üzerine 6 gün sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Tanık beyanlarında olay anında “dur” ihtarı yapılmadığı ve yaralıya müdahale edilmeden bölgeden ayrıldığı ifade edildi. Savcılık, sanık Yiğithan Adalı hakkında “haksız tahrik altında olası kastla öldürme” suçlamasıyla iddianame hazırladı. İddianamede, olay yerinin ikinci derece askeri yasak bölge dışında kaldığı ve kolluk birimlerine bildirim yapılmadığı da belirtildi. Savcılık, olay günü Adalı’nın yanında bulunan iki asker hakkında takipsizlik kararı verdi. Davanın yedinci duruşması 1 Temmuz 2026 tarihinde Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Duruşma Öncesi
Saat 10.15’te başlaması planlanan duruşma, yaklaşık bir saatlik gecikmeyle başladı. Duruşma öncesinde Durdu ailesinin yakınları ile gazeteciler adliye koridorunda bekledi.
Duruşmaya Katılım
Duruşmada katılan Necla Durdu ve vekili Av. Özal Bedir hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan sanık Yiğithan Adalı duruşmaya katılmadı. Sanık müdafii Av. Muammer Uzun duruşmada hazır bulundu. Sanık müdafilerinden Av. Mehmet Cüneyt Güzel’in ise mazeret dilekçesi sunduğu tutanağa geçirildi.
Duruşmayı Durdu ailesinin yakınları ile gazeteciler de izledi.
Duruşmanın Seyri
Duruşma, mahkeme heyetinde değişiklik yapılması nedeniyle önceki celselerde tutulan duruşma zabıtları ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin okunmasıyla başladı. Dosya içerisindeki bilgi, belge ve tutanakların ayrı ayrı okunduğu ve dosyaya konulduğu belirtildi.
Bilirkişinin raporunu 1 Temmuz 2026 tarihinde dava dosyasına sunduğu görüldü. Raporu okundu ve dosyaya konuldu. Sanık müdafii Av. Mehmet Cüneyt Güzel’in mazeret dilekçesi de okunarak dosyaya alındı.
Okunan belgelere ve gelen yazı cevaplarına karşı diyecekleri sorulan iddia makamı, bilgi ve belgelere ilişkin bir diyeceklerinin olmadığını belirtti. Katılan Necla Durdu ise dosyaya giren bilgi, belge ve tutanaklarda aleyhe olan hususları kabul etmediğini söyledi.
Ardından söz alan katılan vekili Av. Özal Bedir, dosyaya giren bilgi, belge ve tutanaklarda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini belirtti. Bedir, bilirkişi raporunun duruşma sabahı dosyaya sunulduğunu, raporu incelediklerini ancak talep ettikleri hususlarda değerlendirme yapılmadığını ifade etti.
Av. Bedir, önceki celselerde “dijital imajlar” yönünden yapılan taleplerinin özellikle telefon incelemesine ilişkin olduğunu söyledi. Celse arasında ara karar gereğince hard disk ve CD’lerin kendilerine verildiğini ve bu materyalleri incelediklerini belirten Bedir, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında olay yerinin görülmediği ya da kaydın bulunmadığı yönünde bilgiler geldiğini; buna karşılık sanık Yiğithan Adalı ile M.Ç. arasındaki WhatsApp yazışmalarında kamera kaydının varlığına işaret eden konuşmalar bulunduğunu savundu.
Av.Bedir, bu görüşmelerin dosyaya resmi olarak yansımadığını belirtti. Telefon imajları üzerinden ulaşılan WhatsApp konuşmalarında, görüntüyü alan kameranın kayıt numarasına ve görüntü kalitesine ilişkin bilgilerin yer aldığını söyledi. Hazırlanan bilirkişi raporunun yalnızca kamera içerisindeki görüntülere ilişkin olduğunu belirten Bedir, telefon imajlarının da incelenmesini ve bu kayıtların dosyaya kazandırılmasını talep etti.
Av. Bedir, telefon üzerinden alınan ekran görüntülerinde kamera numarası ve görüntü kalitesinin açık şekilde görüldüğünü, yalnızca ısı verisinin değil, görüntüde yer alan kişinin üzerindeki kıyafete kadar seçilebildiğini ileri sürdü. Tanık M.Ç.’nin kamera kayıtlarını aldığını söylediğini belirten Bedir, tanığın kamera kaydını WhatsApp üzerinden açtığını ve olay yerindeki görevlilerle 14-15 dakika boyunca paylaştığını ifade etti.
Bu nedenle söz konusu kayıtların ASELSAN’a gönderilmesini, kayıtlar üzerinde oynama yapılıp yapılmadığının ve kayıtların silinip silinmediğinin araştırılmasını talep etti. Bedir, termal kaydı alan cihazın kayıtlarının göründüğünü, bunların da ASELSAN’a gönderilerek yeniden inceleme yaptırılması gerektiğini söyledi.
Soruşturma aşamasının sağlıklı yürütülmediğini savunan Av. Bedir, kaydı olmadığı söylenen ve savcılığa ulaştırılmayan deliller nedeniyle dosyanın bu aşamaya kadar geldiğini belirtti. Telefonlar üzerinden bağımsız bilirkişi incelemesi yapılmasını, görünen kayıtlar üzerindeki kamera numarası üzerinden ASELSAN’a yazı yazılmasını, kayıt üzerinde oynama ya da silme işlemi yapılıp yapılmadığının sorulmasını talep etti.
Av.Bedir, C. isimli bir tanığın da farklı bir termal kamerayı kullandığını, olaydan iki gün sonra dinlendiğini; M.Ç.’nin de olaydan sonra çağrılıp dinlendiğini ifade etti. Celse arasında bazı taleplerinin kabul edildiğini ve araştırmalar yapıldığını belirten Bedir, buna rağmen dosyanın en önemli tartışma başlıklarından birinin olay yerinde bulunan mermi çekirdeği olduğunu söyledi.
Av. Bedir, keşif sırasında hazır bulunduklarını, mermi çekirdeği üzerinden Van Jandarma Kriminal Amirliği tarafından araştırma yapıldığını ve ilk aşamada mermi çekirdeği ile kovanın uyumsuz olduğunun belirtildiğini ifade etti. Erzurum’dan gelen rapor sonrası dosyanın yön değiştirdiğini belirten Bedir, gerçek mermi çekirdeğinin ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.
Bedir, olayda sanık ve diğer şüphelilerin 3-4 kez peş peşe ateş ettiğinin söylendiğini, olay yerindeki delil zincirinin sorunlu olduğunu savundu. Olayın 28 Aralık’ta yaşandığını, mermi çekirdeğinin ilk iki gün bulunmadığını, üçüncü gün bir çekirdek bulunduğunu, aradan günler geçtikten sonra ve yılbaşı tatilinden sonra şüphelinin beyan ettiği yerde bir kovan bulunduğunu ifade etti. Bu kovanın da şüphelinin silahına ait olduğunun tespit edildiğini belirten Bedir, gerçek kovan ve mermilerin dosyaya kazandırılmadığını savundu.
Bu nedenle olay yerinde görev yapan adli personelin ve kolluk görevlilerinin mahkemede dinlenmesini, çelişkilerin kendilerine sorulmasını ve olay yerinde dört gün sonra hangi talimatla işlem yapıldığının açıklığa kavuşturulmasını talep etti. Av.Bedir, dosyadaki en önemli delilin yok edildiğini ve dosyaya kazandırılmadığını belirterek kolluk personelinin, sanığın ve tanıkların yeniden hazır edilmesini istedi.
Av. Bedir, sanığın olay gecesi görevli olup olmadığına ilişkin tartışmayı da gündeme getirdi. İdari tahkikat dosyasında sanığın görevli olmadığına ilişkin tespitler bulunduğunu söyleyen Bedir, Yiğithan Adalı’nın o gece tim komutanı olarak görevli olmadığını, sınırı kontrol etme yönünde yetki ve görevinin bulunmadığını savundu. Eğer o gece eksik bir husus nedeniyle yardım amaçlı görevde bulunduğu ileri sürülüyorsa buna ilişkin kayıt defterinin tutulması gerektiğini belirten Av.Bedir, sanığın o gece görevde olmasını gerektirecek bir kayıt bulunmadığını ifade etti.
Sanığın kendi emri altındaki komandolarla birlikte arazide olması gerektiğini belirten Bedir, savcılığın başından itibaren görev konusundaki kabulünü kabul etmediklerini söyledi. Bu nedenle sanık ve tanıkların yeniden hazır edilerek görev konusunun açıklığa kavuşturulmasını, olay yeri inceleme ekibinde ve tahkikatta yer alan kişilerin de yeniden dinlenmesini talep etti.
Askeri yasak bölgeye ilişkin dosyaya yeni bir kroki ve rapor geldiğini belirten Av. Bedir, daha önce de bu konuda rapor hazırlandığını hatırlattı. Önceki raporlarla sonradan dosyaya giren yazılar arasındaki farklılıkların nasıl oluştuğunun açıklanması gerektiğini söyledi. Bedir, iki krokiden birinin gerçeğe aykırı olduğunu savundu.
Av.Bedir, sanık Yiğithan Adalı’nın ilk ifadesinde olayın gerçekleştiği yerin jandarma bölgesinde olduğunu bildiklerini söylediğini, daha sonra olay yerinin askeri yasak bölge dışında olduğunu dile getirdiğini belirtti. Katılan vekiline göre sanık ve beraberindeki askerler olay yerine dört köyü geçerek ve uluslararası yol olarak tarif edilen çevre yoluna çıkarak ulaştı. Bedir, olay anına kadar arazide hareket edilmediğini, göçmenlerin ayrıldığı belirtilmesine rağmen yakın karakola bildirim yapılmadığını, buna rağmen ısrarlı bir takip yürütüldüğünü ve takip sonrası doğrudan ateş edildiğini savundu.
Av. Bedir, aracın çıkışı ile üç atlının görüldüğü mesafenin yaklaşık 150 metre olduğunun belirtildiğini, aracın durduğu yerin ve Seyithan Durdu’nun bulunduğu mesafenin belli olduğunu, ayakkabı izlerinin tespit edildiğini söyledi. Katılan vekili, Seyithan Durdu’nun bölgede kolluk personeli ve hudut birliği tarafından tanınan biri olduğunu, hakkında daha önce bakanlık tarafından kamuoyuna açıklama yapıldığını belirterek sanık ve diğer görevlilerin Durdu’yu tanımamasının mümkün olmadığını belirtti. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde eylemin kasten tasarlayarak öldürme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Sanık Yiğithan Adalı müdafii Av. Muammer Uzun, dosya içerisine giren bilgi, belge ve tutanaklarda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini söyledi.
Katılan vekilinin kovuşturmanın genişletilmesi taleplerine ilişkin görüşü sorulan iddia makamı, kovuşturmanın genişletilmesi talebinin bulunmadığını, katılan vekilinin talepleri hakkında takdirin mahkemeye ait olduğunu belirtti. Sanık müdafii Av. Muammer Uzun da katılan vekilinin kovuşturmanın genişletilmesi talepleri hakkında takdirin mahkemeye ait olduğunu söyledi.
Mahkeme, katılan vekilinin askeri yasak bölge koordinatlarına ilişkin çelişkilerin giderilmesi ve yeniden rapor alınması talebini reddetti. Gerekçe olarak, bu çelişkinin giderilmesine yönelik bilirkişiden ek rapor alındığı ve olay yeri inceleme raporundaki koordinatlar uyarınca olay yerinin ikinci derece askeri yasak bölge sınırları içerisinde kaldığının tespit edildiği belirtildi.
Mahkeme, takip anına ilişkin kamera görüntülerinin harici bir telefondan çekildiğine ilişkin dosyada bulunan görüntü kaydına dayanak kameranın tespiti, kayıt alıp almadığının belirlenmesi ve üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talebini de reddetti. Kararda, dayanak kameranın muhafaza altına alınmadığı, imajının alınmadığı, tespitinin mümkün olmadığı ve daha önce termal kamera kayıtlarının temini için yazılan müzekkerelere kayıtların bulunmadığı yönünde cevap verildiği belirtildi. Mahkeme bu talebi teknik olarak imkânsız buldu.
Olay yeri inceleme işlemi yapan kolluk görevlilerinin dinlenmesi talebi de olay yeri inceleme raporlarındaki bilgi, görgü ve tespitlerin tutanağa aktarıldığı ve dinlenmelerinin yargılamaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle reddedildi.
Esas Hakkında Mütalaa
Sunulan mütalaada, sanık Yiğithan Adalı’nın olay tarihinde Özalp 2. Hudut Taburu 3. Hudut Bölüğü Tulgalı Hudut Karakolu’nda kol komutanı olarak görev yaptığı, M.Ç.’nin aynı tabura bağlı 3. Hudut Bölük Komutanlığında üsteğmen, S.G.’nin ise uzman onbaşı olarak görev yaptığı belirtildi. Mütalaaya göre, 27 Aralık 2024 saat 17.00 sıralarında sürücülüğünü S.G.’nin yaptığı 65 ABD 495 plakalı Toyota Hilux marka araçla sanık Yiğithan Adalı ve M.Ç. görevleri gereği devriye faaliyetine çıktı.
Mütalaada, 28 Aralık 2024 saat 00.00 sıralarında Seyithan Durdu ile Z.D. ve Ş.D.’nin İran’dan gelen göçmen grubunu karşılamak üzere Saray ilçesi Bakışık Mahallesi’ndeki ikametlerinden atla çıktıkları, İran’dan gelen 26 kişilik grubu sınırda karşıladıkları ve yaklaşık 4-5 saat yürüdükten sonra Çaldıran yolu üzerinde iki ayrı Toyota marka araca bindirdikleri belirtildi.
İddia makamı, Van’da tespit edilen göçmenlerin beyanlarında, 28 Aralık 2024 saat 04.00 sıralarında sınırı geçtiklerini, kendilerini karşılayan üç yüzü kapalı atlının 13’er kişilik iki grup halinde Çaldıran yolu üzerinde gelen iki araca bindirdiğini anlattıklarını kaydetti. Ş.D. ve Z.D.’nin de göçmenlerin beyanlarını doğrulayarak olay tarihinde göçmenleri Çaldıran yolu üzerinde iki araca bindirdiklerini beyan ettikleri belirtildi.
Mütalaada, sanık Yiğithan Adalı ve M.Ç.’nin termal dürbünle Çaldıran yolu üzerindeki göçmen grubunu tespit ettikleri, göçmenlerin iki araca bindirilerek uzaklaşmasının ardından sanık Adalı, M.Ç. ve S.G.’nin, at üzerinde seyir halinde bulunan Seyithan Durdu, Z.D. ve Ş.D.’yi takip ettikleri ifade edildi.
Savcılık mütalaasında, Çaldıran yolu üzerinde Z.D., Ş.D. ve Seyithan Durdu’nun arazi içerisine girdikleri, sanık Yiğithan Adalı ile yanındaki personelin Dönerdere istikametinde bulunan tali yola girerek takibe devam ettikleri belirtildi. Sanık Yiğithan Adalı ve bazı tanıkların soruşturma aşamasında ve duruşmada tüfek gördüklerini beyan ettikleri, sanığın “dur” ihtarında bulunduğu, şahısların durmadığı ve bunun üzerine aracın sağ arka koltuğunda bulunan sanığın silahıyla birkaç el ateş ettiği kaydedildi.
Mütalaada, Van Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü ve Erzurum Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından hazırlanan raporlara göre olay yerinde bulunan kovanların sanık Yiğithan Adalı’nın silahından atıldığının tespit edildiği belirtildi. Ayrıca Dönerdere kırsalındaki dere yatağında alınan lastik izlerinin sanığın içinde bulunduğu 65 ABD 495 plakalı aracın lastik izleriyle örtüştüğü ifade edildi.
İddia makamı, yapılan atış sonucunda mermi çekirdeğinin Seyithan Durdu’nun bel omurlarını kırarak karın boşluğuna girdiğini, aort ve bağırsaklarda yırtıklar oluşturarak vücudu terk ettiğini ve Durdu’nun ölümüne neden olduğunu belirtti.
Mütalaada, olay yerinde iki kovan ve bir mermi çekirdeği tespit edildiği, kovanların sanık Adalı’nın silahından atıldığının belirlendiği, ancak olay yerinde bulunan mermi çekirdeğinin sanık Yiğithan Adalı, M.Ç. ve S.G.’nin silahlarından atılmadığının tespit edildiği kaydedildi. Erzurum Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı raporunda söz konusu çekirdeğin deformasyona uğramadığı ve herhangi bir cisme çarpmadığı yönünde uzman görüşü bulunduğu aktarıldı.
Savcılık, otopsi tutanağına göre Seyithan Durdu’nun bedeninde çok sayıda milimetrik deforme metalik cisim imajı bulunduğunu, ölümüne neden olan mermi çekirdeğinin parçalandığını ve olay yerinde bulunan deformasyona uğramayan çekirdeğin ölümüne neden olan çekirdek olamayacağının anlaşıldığını belirtti.
Mütalaada, sanık Yiğithan Adalı’nın savunmasında maktulün vurulmadığını beyan etmesine rağmen Ş.D. ve Z.D.’nin olayın akışıyla uyumlu ve istikrarlı beyanları, aracın durduğu ve sanığın ateş ettiği yerin tespit edilmesi, sanık ile M.Ç.’nin birbirlerine “sakin” şeklinde mesaj atmaları ve olayın gerçekleştiği 03.00-05.00 saatleri arasındaki iletişim bilgilerini silmeleri karşısında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanına itibar edilmemesi gerektiği ifade edildi.
Cumhuriyet savcısı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın maktul ile Ş.D. ve Z.D.’ye “dur” ihtarında bulunduğunu, ihtara uyulmaması üzerine silahıyla hedef gözetmeksizin ateş ettiğini ve dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak Seyithan Durdu’nun ölümüne neden olduğunu belirtti.
Mütalaada, sanığın Seyithan Durdu’yu hedef aldığına ve kasten hareket ettiğine ilişkin şüpheden uzak delil bulunmadığı gerekçesiyle sanık lehine değerlendirme yapıldığı ifade edildi. Savcılık, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 24/1. maddesi kapsamında kanun hükmünün icrası sırasında meydana geldiğini, ancak TCK’nin 27/1. maddesi kapsamında “kanunun çizdiği sınırın kast olmaksızın aşıldığının” anlaşıldığını belirtti. Bu nedenle sanığın TCK’nin 85/1 ve 27/1. maddeleri uyarınca “taksirle ölümüne neden olma” suçundan cezalandırılması talep edildi.
Mütalaaya Karşı Beyanlar
Esas hakkındaki mütalaaya karşı diyecekleri sorulan katılan Necla Durdu, mütalaanın aleyhe olan hususlarını kabul etmediğini belirterek sanığın cezalandırılmasını talep etti.
Katılan vekili Av. Özal Bedir, mütalaaya katılmadıklarını söyledi ve mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere süre talep etti.
Sanık Yiğithan Adalı müdafii Av. Muammer Uzun ise önceki yazılı ve sözlü savunmalarını tekrar ettiklerini, mütalaaya katılmadıklarını ve mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere süre talep ettiklerini belirtti.
Ara Kararlar
Mahkeme, dosyanın mevcut delil durumu ile sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetini dikkate alarak sanık hakkında uygulanan “yurt dışına çıkamamak” ve “belirlenen yerlere başvurmak” şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin aynen devamına karar verildi.
Sanık ve sanık müdafileri ile katılan ve katılan vekillerine esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için bir sonraki celseye kadar süre verilmesine karar verdi.
Bir sonraki duruşma 25 Eylül 2026 günü saat 10.00’da görülecek.
